Karakol ve Savcılık Süreci: Avukatın Rolü ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  • Adres:

    Gayrettepe Mah Fuat Sarp Sok Kalyoncu Apt No: 2 Daire 10

  • İletişim:

    Telefon: 0530 159 14 38
    E-Posta: info@avukatmervekaragoz.com

Karakol ve Savcılık Süreci: Avukatın Rolü ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Tabii! İstediğin şekilde, bu konuyu detaylı, profesyonel bir dille işleyen, yaklaşık 1200-1500 kelime uzunluğunda, tam makale formatında bir çalışma hazırlıyorum.
İşte istediğin gibi detaylı ve sistematik şekilde hazırlanmış makale:

Karakol ve Savcılık Süreci: Avukatın Rolü ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Ceza soruşturmalarında en kritik aşamalardan biri, kişinin gözaltına alınması veya ifadesinin alınması amacıyla karakola getirilmesidir. Bu süreç, hem müvekkilin haklarının korunması hem de ilerleyen yargılama aşamalarında yapılacak savunmanın temeli açısından hayati öneme sahiptir.
Özellikle, yakalanma anından itibaren başlayan kolluk ve savcılık işlemleri sırasında avukatın bilgi ve müdahale yetkinliği büyük önem taşır.
Bu makalede, karakol ve savcılık sürecinde dikkat edilmesi gereken temel unsurlar, avukatın rolü ve hukuki dayanaklar kapsamlı biçimde ele alınacaktır.

1. Yakalama ve İlk İşlemler: İkmalen ve Mevcutlu Kavramları

Müvekkiliniz gözaltına alındığında karakolda karşılaşacağınız ilk önemli kavramlar “ikmalen” ve “mevcutlu” gönderme ifadeleridir.
• İkmalen Evrak Gönderilmesi:
Kolluk görevlileri eğer evrakın ikmalen gönderileceğini ifade ediyorsa, bu durum dosya üzerinde gerekli işlemlerin (örneğin ifade alma, tespit işlemleri) tamamlandıktan sonra evrakın savcılığa sunulacağı ve müvekkilinizin ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılacağı anlamına gelir.
Bu aşamada önemli olan, ikmalen gönderilme kararı verildiyse, müvekkil hakkında doğrudan bir tutuklama işleminin öngörülmediğidir.
• Mevcutlu Gönderilme:
Eğer kolluk, “mevcutlu sevk”ten söz ediyorsa, bu durumda müvekkilin ifadesinin savcılık makamı önünde alınacağı ve karakolda yapılan işlemler tamamlandıktan sonra doğrudan savcılığa sevk edileceği anlaşılmalıdır.
Bu yöntem, özellikle ağır suç şüphesi altında olan kişiler için tercih edilir.

2. Avukatın Görüşme Hakkı: Yönetmelik ve Uygulama

Kolluk görevlileri, avukatın müvekkil ile görüşmesini kısıtlamaya çalışabilir, görüşmenin kısa tutulmasını isteyebilir veya üçüncü kişilerin hazır bulunmasını şart koşabilir. Ancak bu talepler hukuka aykırıdır.
• Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği madde 21 gereği:
“Müdafi, yakalanan veya gözaltına alınan kişiyle başkalarının duyamayacağı şekilde görüşebilir.”

Bu açık düzenleme karşısında:
• Avukatın, müvekkiliyle baş başa, rahat bir ortamda görüşmesi gerekir.
• Sürenin uzunluğu konusunda keyfi bir sınırlama getirilemez.
• Avukat, bu hakkın ihlali durumunda derhal tutanağa şerh koyarak süreci kayıt altına almalıdır.

Pratik Tavsiye:
Görüşmenin gizliliğinin sağlanmadığı durumlarda, hak ihlalinin belgelenmesi için o an tutanak tutulması ve gerekirse baroya veya savcılığa bildirimde bulunulması önemlidir.

3. İfade Alma Süreci: Müdahale Etme Yükümlülüğü

İfade süreci, müvekkilin savunma haklarının korunmasında kritik bir aşamadır.
İfade alma işlemleri sırasında şunlara dikkat edilmelidir:
• Yönlendirici Sorular Sorulamaz:
Müvekkile, “Sence bunu sen mi yapmışsın?”, “Şu kişiyi tanımıyor musun?” gibi suçun kabulüne zemin hazırlayacak yönlendirici sorular yöneltilemez.
Bu tarz bir durumla karşılaşıldığında, avukatın hemen müdahale etmesi ve gerekli itirazları yaparak tutanağa geçirilmesini sağlaması gerekir.
• İfade Tutanağı Kontrolü:
İfade alındıktan sonra düzenlenen tutanak mutlaka dikkatlice okunmalıdır.
Müvekkilin sözleri doğru ve eksiksiz şekilde yansıtılmamışsa, düzeltilmesi talep edilmelidir.
Unutulmamalıdır ki:
İfade tutanağının imzalanması, içeriğin kabulü anlamına gelir.
Bu nedenle, tutanakta yer alan ifadeler ile müvekkilin beyanlarının birebir örtüşmesi hayati önemdedir.

4. Savcılık Aşaması: Dosya İncelemesi ve Müdafilik

Müvekkil karakoldaki işlemleri tamamladıktan sonra savcılığa sevk edildiğinde, süreç daha da önem kazanır.
• Öncelikli Olarak:
Müvekkille savcılık ifadesi öncesinde birebir özel görüşme yapılması gerekir.
Bu görüşmede, müvekkilin savcılık ifadesinde nasıl bir strateji izlemesi gerektiği, dosyada mevcut deliller ve savcının yöneltebileceği sorular değerlendirilmelidir.
• Savcının Dosya Üzerinden İnceleme Yapması:
Kimi zaman, karakolda alınan ifade yeterli görülerek savcılık makamı doğrudan dosya üzerinden işlem yapabilir.
Ancak savcıdan, müvekkilin bizzat dinlenmesi talep edilmelidir.
Özellikle yeni deliller sunulacaksa veya müvekkilin ifade değişikliği yapması söz konusuysa, bizzat dinlenme talebi daha da önemlidir.
• Delil Sunumu:
Savcılık aşamasında da, müvekkilin lehine olan delillerin sunulması, dosyanın gidişatını önemli ölçüde etkileyebilir.
Bu aşamada yapılan etkili müdahaleler, ilerleyen safhalarda tutuklama veya ceza davası açısından ciddi avantaj sağlar.

5. Sulh Ceza Hakimliği ve Tutuklama Süreci: Savunma Stratejileri

Eğer müvekkil tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilirse, burada sadece “tahliye talebi” ile yetinmek eksik bir müdafilik olur.
• Yapılması Gerekenler:
• Delil sunmak: Müvekkilin suçsuzluğunu veya tutuklama gerektirmediğini gösteren her türlü delil ve belge sunulmalıdır.
• Adli kontrol alternatifi önermek: Tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasının yeterli olacağına dair savunma yapılmalıdır.
• Ölçülülük ilkesi vurgulanmalıdır:
Tutuklama, yalnızca son çare olmalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, özgürlüğün kısıtlanması ancak zaruret halinde ve ölçülü şekilde mümkündür.
• Katalog Suçlar ve Tutuklama:
Katalog suçlarda (örneğin uyuşturucu ticareti, yağma, cinsel saldırı gibi) tutuklama kararı verilmesi daha kolaydır.
Ancak tek başına suçun katalog suçlardan biri olması, tutuklama için mutlak bir sebep teşkil etmez.
Dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması da zorunludur.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararlarında da belirtildiği üzere:

“Tutuklama, katalog suça isnadın varlığıyla değil, somut olayda suçun işlendiğine dair kuvvetli delillerin bulunması halinde mümkündür.”

Sonuç: Müvekkil Haklarının Etkin Korunması Şarttır

Karakol ve savcılık süreci, avukatın bilgi, tecrübe ve müdahale gücüne bağlı olarak ya müvekkilin özgürlüğünü koruyan bir aşama olur ya da ilerleyen aşamalarda telafisi güç zararlar doğurur.

Bu nedenle:
• Avukat, kollukta ve savcılıkta müvekkil haklarının etkin bir şekilde korunmasını sağlamalı,
• Tüm usulsüz işlemlere anında müdahale etmeli,
• Etkili savunmalarla müvekkilin özgürlük hakkını savunmalıdır.

Adil yargılanma ve savunma hakkının korunması, hem bireylerin haklarını hem de hukuk devleti ilkesinin yaşatılmasını sağlar.